folkart, orion,
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • “Nerde vefa, Eskişehir düşüyor/ellerim dönüyor/alkış üşüyor'

“Nerde vefa, Eskişehir düşüyor/ellerim dönüyor/alkış üşüyor'

Kırmızı Şimşekler olarak da bilinen takım, çılgın taraftarıyla meşhurdur. Eskişehir’de, Eskişehirspor bir din gibidir. İdeolojidir.

Süper Futbol adlı derginin yaptığı araştırmaya göre dört büyüklerin (BJK, GS, FB, TS) olmadığı bir ligde en çok şampiyon olacak takımdır. Şimdi eski havasını toplamaya çalışıyor. (2000)

Şu sıralarda (2001) parasızlıktan ve ilgisizlikten dolayı neredeyse kapanma derecesine gelmiş, insanların şu andaki durumla ilgilenmelerinden çok tarihi yadetmekle vakit geçirdikleri bir kulüp durumundadır. Gaziantepspor’un 12 bin kişiye UEFA maçı oynadığı şu dönemde 26.08.2001 itibariyle 15 bin kişiye ikinci lig maçı oynamış takımdır.

KİTAPLARA, ŞİİRLERE KONU OLAN TAKIM

Bir Eskişehirspor taraftarı olan Özgür Topyıldız’ın kaleme aldığı “Anadolu Yıldızı Eskişehirspor” adlı kitabı bulup okuyamadım, belki birisi çıkar ve gönderir Eskişehir’den. Bu umudumu koruyacağım. Futbolseverlerin, ES-Es efsanesini merak edenlerin de bulup okuması gereken bir kitap. Keşke ikinci baskısı yapılsa…

Haydar Ergülen’in şiirlerine de konu olmuştur Kırmızı Şimşekler. İşte “Eskişehirspor” şiiri

"yine çarpıştırsak kelimeleri
aşk yenildi hayal kimle beraber
aşk gibi düşüyor kümeleri de
şu benim efsanem es ki eski eskişehirspor’um
es be birader

ben ondan öğrendim
düşe kalka amatör kümede aşkla gezmeyi
eskişehir vefa maçlarını görseniz
vefalı olurdunuz eskişehir'e karşı
nerde vefa eskişehir düşüyor
ellerim dönüyor
alkış üşüyor"

ŞÖVALYELİK RUHUNDA VAR

2001-2002 futbol sezonunda Galatasaray’ın Roma ile yaptığı Şampiyonlar Ligi maçı sonrası çıkan olaylarda İtalyan görevli ve futbolcuların GS’li futbolculara saldırmalarının hemen ardından taraftarlarının hazırladığı tüm internet sitelerinde GS’li futbolculara yapılan saldırıları kınamak için kampanya başlatan ve bu sayede UEFA’ya binlerce e-mail gönderilmesini sağlayan ama FB, GS, BJK  gibi zengin İstanbul takımlarının illerinde kutlamalar yapmasından hiç ama hiç hoşlanmayan ve buna engel olan çok büyük ve çok iyi örgütlenmiş bir taraftar kitlesine sahip geçmişi Türkiye’de ve Avrupa’da başarılarla dolu, Anadolu Yıldızı ve Kırmızı Şimşekler olarak İstanbul basınınca adlandırılan ama taraftarlarınca da "Es-Es" olarak nitelenen İç Anadolu’nun kırmızı -siyah renklere sahip kulübüdür.

40 bin taraftarını 1983 yılında Ali Sami Yen Stadı’na 2. Lig şampiyonluğu maçına götürmüş, yine 40 bin taraftarını Konya’ya şampiyonluk maçına götürmüş; irili ufaklı maçlarına on binlerce taraftarını kolayca sürükleyebilen Anadolu futbol devriminin öncüsü. Bu sayıda taraftarın bir tek maç için yer değiştirmesini sağlayabilen Türkiye’nin ilk ve tek futbol takımı.

DÖRDÜNCÜ OLAMADI AMA…

11 Ekim 2002 tarihli Sabah ve aynı gün yayınlanan spor gazetelerinde kuruluşundan günümüze dek Türkiye futbol liglerindeki takımlar aldıkları kupalar, birincilikler, ikincilikler ve Avrupa kupalarından elde ettikleri başarılar için TFF tarafından her bir başarıya ayrı puanlar verilmek suretiyle Türkiye ligleri tarihinin en başarılı beş takımı şöyle sıralanmıştır: 1)GS, 2)FB, 3)BJK, 4)TS, 5)Eskişehirspor.
Görüldüğü gibi parasal sorunlar ve yerel yöneticilerin ilgisizliği nedeniyle yıllar yılı ikinci ve üçüncü liglerde sürünmek zorunda kalan Eskişehirspor bu geçen yıllar boyunca hep cepten yemesine karşın hala ilk beşteki yerini korumasını bilmiştir. Böylece Es Es’in büyüklüğü resmi rakamlarla da bir kez daha tescil edilmiş oluyor. Ne mutlu Es Es’liyim diyene.  

Yıl 2000… Ne var ki, kötü yönetimler, hesapsız harcamalar, ilgisizlik ve iş adamlarının desteğini çekmesiyle, Eskişehirspor yavaş yavaş sahneden silinmeye başladı. O muhteşem on bir ve efsanevi amigo, masallara meze olarak, kayıplara karıştı… Anadolu Yıldızı’nın yıldızı söndü.  Türkiye 1. Ligi'nde fırtına gibi esen Kırmızı Şimşekler, sonu belirsiz bir yolculuğa doğru hızla kürek çekiyordu artık… 3.lig'e kadar düştü. Uzun yılların ardından kış uykusundan uyandı, şöyle bir silkindi. İki küme atladı ve 1. Lig'i yeniden yakaladı. Ancak, dişli bir kez yalama olmuş, ölçü tutturulamıyordu. Tekrar 2. Lig'e indi kırmızı-siyahlılar. Şimdi de grup sonuncusu olarak, eskiden tanıştığı 3. Lig'e ışık yakıyor.


ATATÜRK STADI’NIN DİLİ OLSAYDI
Keşke, o Atatürk Stadı'nın sesi olsaydı da konuşabilseydi… Sizlere, bestekar, sanatçı ve orkestra şefi Amigo Orhan'ı anlatabilseydi… ‘‘Nihat-Fethi-Ender/filelere gönder’’ diye nasıl bağırıldığını, ‘‘es es es- ki ki ki- eski eski es’’ sloganının nasıl yaratıldığını da… Fethi'nin gollerini, Nihat'ın ve Ender'in kıvraklığını, Burhan'ların, Vahap'ın, Kamuran'ın ustalığını, İsmail, İlhan, Nuri, Necdet, Abdurrahman'ın cengaverliğini…
Hey gidi Eskişehir Atatürk stadı, beni duyuyor musun? Anlat onlara, anlatabilirsen… O futbolcular bilsinler, kimlerin formasını giydiklerini… O yöneticiler bilsinler, hangi kulübü yönettiklerini… O şehrin zenginleri, sanayicileri bilsinler, ‘‘ceplerindeki akrebin’’ nelere malolduğunu…

Bağır, de ki onlara; ‘‘Bir zamanlar, esmiş, gürlemiş, çakmış bir takıma ev sahipliği yapmıştım. Ben bir yıldız, bir as idim. Kimse, ben izin vermeden çimlerimin tamamına ayak basma özgürlüğüne sahip değildi. Şimdi, isteyen cirit atıyor. Beni bu duruma sizler düşürdünüz!’’
Ne yazık ki, bunları hiçbir zaman söyleyemeyecek. Aynı, Romalı filozof ve devlet adamı Seneca'nın dediği gibi: ‘‘Hafif acılar konuşabilir ama, derin acılar dilsizdir!’’

O CEVİZ MASA VE ÜZERİNDEKİLER, O YEMİN…
Eskişehir bembeyaz... Altında lületaşı, üstünde kar, şehir uyumuş, yalnız bir evde ışık var. Yıl 1968. Eskişehir’de kış, Prag’da sonbahar...
Işıklı oda; eski ceviz bir masa… Çevresinde yüreklerinden taşanı masaya ellerini koyup haykıran genç insanlar; “Es-Es’in başarısı için ant içerim” dediler. İşte futbolda Anadolu Destanı’nın ilk cümleleri böyle yazıldı. 1965’te kurulup ilk sezonunda 1. Lig’e çıkan Eskişehirspor o geceden sonra gerçek kimliğini yakaladı.
Ceviz masa eski ama değeri paha biçilmez. Üzerinde bir top, bir bayrak, bir çift krampon ve forma… Ve o gün bugündür unutulmayan futbolcuların elleri.
Efsane Başkan Aydın Begiter’in 1968 yılında o ceviz masa etrafında toplayıp Eskişehirspor’un başarısı için yemin ettirdiği bu insanlar Anadolu futbolunun fenomenleri oldular.
Begiter’in kısa cümleleri, 11 kişi tarafından tekrar ediliyor: “Eskişehirspor’u layık olduğu yere...” 

Ve aradan geçen çeyrek asırdan sonra aynı yemin yineleniyor. Çünkü Eskişehirspor kan ağlıyor... asaleti ve elbisesinden başka her şeyini yitirmiş bir aristokrattı Eskişehirspor. Şimdi meteliğe kurşun atıyor. Kasa tamtakır. Lig üç. Hayat çok güç.
Taksi şoförü “utanıyorum” diyor. Kahvecisi ağlıyor. Talebesi konuyu bile açmak istemiyor Eskişehir’de.  Haklılar...

XXX

Anadolu’dan lig şampiyonu çıkabileceği gerçeğini tüm kafalara işte o ceviz masanın etrafındaki futbolcular sokar. Sonra küçük rötuşlar… Mümin, Nuri ve Vahap’ın katılmasıyla Kırmızı Şimşekler şaha kalkar. Amigo Orhan’ın bir orkestra şefi gibi yönettiği “belden yukarı tezahüratlı” taraftarıyla Eskişehirspor, bugün alevi azalmış da olsa Anadolu futbolunun o büyük meşalesini yakar.
1969-1974 yılları… Futbolun markası Eskişehirspor… İstanbul’da Vefa maçına 25 bin, Ankara’daki PTT maçına 40 bin insan koşar. Futbolseverler, futbol seyretmek için Eskişehirspor’u tercih ederler artık...
EFSANE BAŞKAN VE KADRO İLE 3. LİG’DEKİ TAKIM BULUŞUYOR

Sonra 1974 operasyonu gelir. Eskişehirspor’un temel direkleri ve ekol kuran futbolcularından beşi bir anda yuvadan uçar. Daha doğrusu kaçırılır. Düşüş işte o günden başlar. 1981 sezonu Eskişehir’i Richter’e sığmayan ölçekte sarsar. Eskişehirspor o yıl düştüğü ikinci ligden ancak 1984’teki şampiyonluğuyla çıkar.  Ama dört yıl sonra yine ikinci lig… Yönetim acil önlemler arar. Eskişehir tarihinde toplanmamış para kulüp kasalarına akar. Artık her şey yolunda görülür. Hedef şampiyonluk ve bir daha inmemek üzere birinci lig… Heyhat bu kez inanılmaz bomba patlar. Eskişehirspor şampiyonluk ararken üçüncü lig rotasına sapar.
Bugün Eskişehirspor’daki matem bu yüzden. Herkes suçu biraz da kendinde buluyor. Kurtuluş yolu arıyor.  Milliyet’in çeyrek asır sonra bir araya getirdiği Eskişehirspor’un efsane kadrosu ile üçüncü ligde forma giyen gençler, yine aynı masaya ellerini koyup tıpkı 24 yıl öncesi gibi Aydın Begiter’in yeminini bir kez daha tekrarlıyor: “Eskişehirspor’un şampiyon olması yolunda var gücümüzle, bütün özverimizle çalışacağımıza ve sezon sonunda şampiyon olacağımıza ant içeriz.”
Eskişehir yine fildişi rengi. Beyaz yorganıyla öğle uykusunda ama, Eskişehirspor tesislerinde müthiş bir trafik var. Begiter İstanbul’dan Ankara’ya geçmiş, oradaki işlerini olduğu gibi bırakıp öğle saatinde toplantıya yetişmiş. Soliç Koko Burhan İskenderun’da kamyona yüklediği mandalinalarını bir arkadaşına emanet edip Akdeniz sıcağından İç Anadolu ayazına pardesüsünü unutup gelmiş. Kaleci Mümin Manisa’dan, efsane takımın jokeri, her mevkinin futbolcusu Nuri ve orta saha Kamuran İstanbul’dan koşmuşlar tesislere. Gol kralı Fethi, orta saha Vahap, stoper Süreyya, sol bek Faik, libero İsmail “önce Eskişehirspor” deyip Hanefi Demirkol tesislerinde yerlerini almışlar. Sarılıp kucaklaşmalar, hal hatır sormalar ve minik şakalardan sonra sıra Eskişehirspor’da... Sorularımız basit ve kısa: Eskişehirspor neden üçüncü lige düştü? Nasıl kurtulur? Yanıtlar inanılmaz. Olaydan kendini soyutlayan yok. Herkes “mutlaka benim de suçum var bu durumdan” diye söze başlayıp sonunu Attila İhan’ın şiirine bağlıyor: “devran değişti /ümitten ümit kesilmez”
Begiter: “Sanki trafik kazası”; Mümin: “Biz IMF gibiydik”; İsmail: “Tarihe sahip çıkılmadı”;
Vahap: “Bizden sonra tufan”; Fethi: “1974’de küme düştü”; Kamuran: “Utanıyorum”; Süreyya: “Kurtuluş senesi”;  Burhan: “Arkadaşlık önemli”; Faik: “Hepimiz suçluyuz”; Eskişehir ağlıyor…

YÜKSELİŞ YILLARINDAKİ RÜYA GİBİ PARLAK SAYFALAR
Uzun yıllar Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe'nin korkulu rakibi olan kırmızı-siyahlılar, dördüncü büyük olma şansını Trabzonspor'a kaptırdı. 1968 -69 sezonunda büyük çıkış yapan Eskişehirspor GS ile girdiği şampiyonluk mücadelesini son haftalarda güçlü rakibine kıl payı kaptırmıştı. Daha sonra Kırmızı Şimşekler’in çıkışı uzun süre devam etti. 1969-70, 1971 -72'de ikinci; 1972 -73 ve 1974 -75'te üçüncü; 1970 -71 ve 1973 -74 sezonlarında da ligi dördüncü sırada bitiren Eskişehirspor'un yedi sezon durmak bilmeyen fırtınası, 1975 -76 sezonunda durdu. Kırmızı-siyahlılar bu sezondan sonra kah orta sırada, kah düşme hattına yakın sırada yer aldı.

YUGOSLAV TAKIMI GİBİ BİR DÖNEM AÇILIYOR

Balkan kupasında final oynayan ancak Yugoslav rakibine kaybeden Eskişehirspor, Avrupa kupalarında aldığı neticelerle Türkiye'nin gururu oldu. Şaşaalı dönemlerinde efsane kadrosuyla, Amigo Orhan'ın şefliğinde sahaya büyük bir coşkuyla çıkan Es-Es, yedi sezon Türkiye 1. Ligi’ni kasıp kavurduktan sonra düşüşe geçmiş, 1981- 82 sezonunda talihsiz bir şekilde 2. lige düşmüştü. 1983- 84 futbol sezonunda yeniden 1. Lig’e dönen kırmızı-siyahlılar adeta Yugoslav takımı hüviyetine bürünmüştü. Mesedoviç gibi futbolcuları kadrosuna katan kırmızı -siyahlılar yine Yugoslav olan Mitroviç'in yönetimi altına girdi. 1989 -90 sezonunda gol averajı ile yeniden ikinci lige düşen Kırmızı Şimşekler, ilerleyen senelerde milyarlar harcanmasına rağmen geçmişi bulamadı. Bir anda zirveye kadar çıkıp, daha sonra parlayan yıldızları bir bir sönen Eskişehirspor şimdi de yok denecek kadar az taraftarın önünde mücadele ediyor. Başarısız sonuçlar ve ferdi hatalar sonucu özünden uzaklaşan Eskişehir'de taraftarın Vişnelik'ten, Odunpazarı'ndan, Kızıltoprak'tan duyulan ünlü sloganı artık duyulmaz oldu.

“ESKİŞEHİRSPOR DA BÜYÜK TAKIMDIR”

Es-Es’in iç saha maçlarına gelen ve tribünlerde yer alan taraftar sayısı, rakiplerinin temsil ettiği yerleşim birimlerinin nüfusundan daha fazla olan takım; “ya ya ya şa şa şa/bizim takım çok yaşa” gibi çocuk şarkısına benzeyen tezahüratların yapıldığı dönemde, "es es es/ ki ki ki/es ki es ki esssss" diye tribünler inlediğinde, Eskişehirli olmayan taraftarların tüyleri bile diken diken olurdu.

Taraftar bazen ümidini kesse de bazen de iman tazeledi ve şöyle girişler yaptı Ekşi Sözlük’te: “2004-2005 sezonundaki performansı ile bizleri heyecanlandıran ve ümitlendiren takım… Haydi Es Es… Muhtaç olduğun kudret arkandaki taraftarında ve şehrinde mevcut...”

2004’te yapılan şu girişe bakar mısınız? “Çok iyi anlaşan iki bayan arkadaş okul hayatları boyunca beraberdir. Ta ki biri diğerine tuttuğu takımı sorana kadar. Hatun kişi üniformasının altından Eskişehirspor formasını çıkarır. Arkadaşı, ‘Yani büyüklerden hangisini tutuyorsun?” diye sorar. ‘Eskişehirspor da büyük bir takımdır’ cevabını alır. Eskişehirliler için Eskişehirspor cidden çok büyük bir olgudur.”

Ve bir anekdot: Amigo Orhan, 1968’de Roma ile karşılaşan kardeş takım Göztepe’ye destek için, taraftarları coşturmak için, tribünlere yardımcı olmak için devreye girer.

ESKİŞEHİSPOR NEDİR?

2005’te Ekşi Sözlük’te yapılan bazı Eskişehirspor tanımlarıyla devam edelim…

“Futbol nostaljisi, tribün nostaljisi, artık "eskişehir yoluna, eskişehirspor yoluna" şeklinde özce anlatılabilecek kulüp.

“Gönülden bağlı taraftarı ve köklü geçmişiyle birçok gereksiz takım yerine Süper Lig’de olması gereken şahsiyetli kulüp.

“Müthiş taraftarıyla 2. Lig’e, statlara sığmayan takım.

“Eskişehirspor'un kurulduğu 1965 yılından bu yana Es-Es’e kurucu üye, yönetici, kulüp başkanı, antrenör, futbolcu, masör ve Eskişehirspor taraftarı olarak hizmet etmiş ve etmekte olan ve Eskişehir'deki 150 bin kişilik varlıklarıyla Eskişehir'in sosyal yaşamını zenginleştiren Kırım Türklerinin ve tarak damgalı Gökbayrakları ile destek verdikleri efsane takım.

“Gururumuz, yaşama sevincimiz. Ne olursa olsun bir gün efsane geri dönecek. Tıpkı Liverpool gibi.

“Bütün Eskişehirlilerin hayatında ayrı bir yeri olan takım.
“Her Eskişehirlinin ismini duyduğunda içinde kıpırdanmalar yaratan futbol takımı ve belki de fakat tam da futbol takımı değil… Hikayesi olan sağlam bir film gibi...”

XXX

Tarih, 20 Ekim 2005. BJK-Bolton Wanderers maçı öncesi BJK taraftarları Kazan’da demlenmektedir. Muhabbet “1. Lig’de kim olsun?” anketine kayar. 60’a yakın Çarşı mensubunun ilk tercihi “Eskişehirspor” olmuştur.

ES -ES ENDÜSTRİLEŞEN FUTBOLA AYAK UYDURABİLECEK Mİ MAZİSİNİ DE TERK ETMEDEN?

1970'li yıllarda Anadolu'da futbolun gelişmesinde büyük rol oynayan, parlak dönemlerde sesini Avrupa'ya kadar duyuran ve adeta futbolcu fabrikasına dönen Eskişehirspor, şimdi adeta bir zamanlar olduğu gibi yeniden yıkılan bir yapı haline geldi. Eski zamanların 3. Ligi’ne, yani şimdinin TFF 2’sine düştü!
Güzel oyun futbol endüstrileşince kimbilir amatör ruhlu Efsane Eskişehirspor yeniden yapılanabilir mi? Yeni düzene ayak uydurabilir mi? Amigo Orhan’larını bir daha çıkarabilir mi? Yoksa kalan bir avuç taraftar da ağlaya ağlaya eski fotoğraflara bakarak iç mi geçirir?

Güzel oyun futbolun Anadolu devrimini gerçekleştiren, tribün devrimini yapan Es-Es mazi mi olacak? Yoksa yeni düzenin, endüstrileşen futbolun tıpkı Göztepe gibi küllerinden, mazisinden doğan ve mazisini-taraftarını kaybetmeyen yeni bir ikonu mu olacak?

Yaşayanlar görecek…

Not: İlk bölümü Odatv’de yayınlanan bu dosyada Ekşi Sözlük girişlerinden yararlandım. Bir ya da iki bölümle daha Es-Es’e devam edeceğim. İlk bölüm Es-Es camiasından, taraftarlarından geniş ilgi gördü. Camiadan dikkate değer geri dönüşler olursa onları da yayınlayacağım.