folkart, orion,

4 gün 401 kilometre...

İzmir Büyükşehir ve Ege Belediyeler Birliği Başkanı Tunç Soyer, “Temiz Gediz Temiz Körfez” sloganıyla 4 gün ve 401 km. sürecek bir havza turu başlattı dün Manisa'daki basın toplantısıyla...

Başkan Soyer’in Gediz Havzası’ndaki inceleme turu 17 Temmuz Cumartesi günü Foça’daki basın toplantısıyla sona erecek.

İklim ve  su meselesine, İzmir Körfezi'nin ve buraya akan ırmakların,  derelerin temizliğine birinci derecede önem veren; doğayla barışık olmadan uygarlığın sürdürülemeyeceğini iyi ve içselleştiren Tunç Başkan'ın attığı bu adım sıradan bir adım değil. Bu adımın devamının geleceğinden de adım kadar eminim. 

"BU KİRLİLİĞİ DURDURURSAK..."

Başkan Tunç Soyer, Gediz Havzası’ndaki gezisinin ilk gününde organize sanayi bölgelerinin kirlettiği dereleri inceledi ve  Gediz'in yatağında akan bu zehri görünce içi parçalandı, çok üzüldü. Ağzından şu sözcükler döküldü:

"Bir tek şeye inanıyorum ve umutlanıyorum. Bu kirliliği durdurursak, bu nehir ve bunun yarattığı ekosistem kendini toparlayarak iyileştirebilir. Ve dolaysıyla da bizim havzalarımızda sadece silajlık mısır ya da yonca değil her türlü ürün yetişebilecek hale gelir. Bu mümkün."

Oysa,  Tunç Başkan daha birkaç saat önce Gediz'in doğduğu Murat Dağı'ndaki Karapınar Şelalesi'nden su içmiş ve "Burada mucizeye tanıklık ediyorum. Dünyanın belki de en güzel noktalarından birindeyiz. Olağanüstü güzellikte. Bütün görkemiyle ortaya çıkmış ve bunu görmek bizde olağanüstü duygular uyandırıyor. Muazzam bir güzellik" demişti.

MİLLİYETÇİLİĞİN, YURTSEVERLİĞİN ÖLÇÜSÜ

Türkiye'nin tarımsal üretiminin yüzde 10'unu gerçekleştiren, 8 kenti ve 6 milyon insanı,  döküldüğü İzmir Körfezi'nin kaderini etkileyen ve can çekişmeye yaklaşan Gediz Nehri ve havzasını korumaya kararlı olan Soyer'in bakış açısı şu:

 “Milliyetçilik, yurtseverlik, yaşadığın toprağa, ağaçlara, suya ne kadar sahip çıktığınla ölçülür. Benim için milliyetçiliğin en temel ölçüsü budur. Dereler toprağa can veriyor. Ama biz yıllardır buralara o kadar hoyrat davrandık ki kendi damarına nasıl zehir zerk etmek cehaletse, biz de kendi derelerimize aynı cehaletle zehir enjekte ettik ve kirlettik. Daha çok geç kalmadan onu korumak, temizlemek, kirlenmesini engellemek zorundayız."

Başkan Soyer, iki yıldır "Temiz Gediz Temiz Körfez" için çalışıyor. Buna yakından tanık oluyorum, izliyorum. 4 günlük havza turu bu çalışmayı görünür kılmış oluyor. Tarımsal üretimin yüzde 10'unun yapılmasını gözönüne alırsak,  Gediz sorunu İstanbul'un,  Ankara'nın da sorunu... Türkiye'nin sorunu...

GEDİZ'İN ZEHİR AKMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ

4 günlük turla kararlı ve bence çok da yerinde ve doğru bir adım atan Soyer hükumete de sesleniyor ve diyor ki bırakın kanalistanbul'u, onu finanse edecek kaynakla 50 tane Gediz kurtulur. 

Yazıyı 4 günlük gezinin ilk günündeki şu sözleriyle noktalayalım Başkan Soyer'in:

"Siyaset eğer hayatı değiştirme sanatıysa şimdi siyaset yapmamız lazım. Tam da burada siyaset yapmamız lazım. O siyaset toprağımıza, suyumuza, ağacımıza sahip çıkmaktan geçiyor. Milliyetçilik dediğiniz şey bu toprağın damarları olan nehirlerini, hayat kaynağı olan göllerini, dağlarını, ağaçlarını, çiçeklerini korumaktan geçer. Kimse bana bunun dışında milliyetçilik hamaseti yapmasın. Milliyetçilik bu toprağın bereketine ve bolluğuna sahip çıkmak demektir. Yurtseverlik bu memleketin can damarları olan nehirlerinin temiz akması için mücadele etmek demektir. Milliyetçilik budur ve bize de milliyetçilik, yurtseverlik yakışır. Onun için Gediz’e sahip çıkacağız.
Müsilajı yaratan kirlilik kaynakları ortadan kalkmadığı sürece, siz istediğiniz kadar denizin üzerinde temizlik yapın. Onu kirleten kaynaklar devam ediyor. Ergene Nehri zehir akıyor. Gediz’in zehir akmasına izin vermeyeceğiz."