folkart, orion,

Çok zor bir yazı...

Bir yazar için en zor yazılarından birisi ölen bir yakınının, çok sevdiği bir dostunun ardından yazdığı, daha doğrusu yazmaya çalıştığı yazıdır.

Nasıl konuşurken kelimeler boğazda düğüm düğüm olur, tuşlara da parmaklarınız zor gider.

Nereden, nasıl başlayacağınızı bilemezsiniz… İsteseniz de istemesiniz de film geriye sarılır, durur…

Sevgili dostum Bilal Özokur için klavyenin başına oturduğumda da öyle oldu. Zaten başka nasıl olabilirdi ki…

XXX

Bilal, Şişli Gürsel’den muhit arkadaşımdı. Sadece muhitten değil, ortaöğrenimden de. Şişli 50. Yıl Çağlayan Lisesi’nin dili olsa da konuşsa… Biz okulun ilk mezunlarıydık. Bilal Fen’e ayrılmıştı 2’de, ben Edebiyat’a. Yabancı dil gibi bazı derslerimiz ise ortaktı. Okulun sadece iki üst sınıfı olduğumuz için tek sınıf gibiydik. Lise 1’e başlarken ortaokulumuz liseye dönüşmüştü Cumhuriyet’in 50. Yılı şerefine ve daha üst sınıf yoktu. Yani, lise 2-3 yoktu. O yüzden bizler yaşımızın ötesi olduk. Lisenin hep en büyüğüydük çünkü!..

Sıklıkla Birinciada’ya gelirdi, buluşurduk okul sonralarında da… Bilal’lerin şubeden İsmail Özoğul’la birlikte.

Lise sonda birer darbe yedik ikimiz de ve bir yıl aradan sonra Bilal ideali olan Hava Harp Okulu’na girdi, ben de Mülkiye’nin kapısından dönüp İstanbul’daki “efsane” Şişli Siyasal’a. Matematikçimiz Hasan Yudulmaz’ın kulakları çınlasın!

XXX

Bilal’in Hava Harp Okulu yılları… Sonra 12 Eylül dönemi… Sonra onun tayinlerle gittiği hava birliklerindeki görevi… Bizim bin bir türlü gailemiz derken yıllar çabucak akıp gitti. Eskiden gsm yok, internet yok, birbirimizi ara ara kaybettiğimiz bile olmadı değil.

Sonra, Bilal “Albay” oldu ve İstanbul Cevizli’deki Hava Eğitim Kampı’na “komutan” olarak tayin edildi. Ve nihayet birbirimize adamakıllı kavuştuk. O yerlerde sürünen kampı nasıl dört başı mamur, imrenilesi bir kamp haline getirdiğini gözlerimle gördüm. Hava Kuvvetleri Komutanları bile gelip kalırdı, o kadar… Bizim Arca Deniz’in sünnet düğünü orada yapıldı. Bilal’in kızı Pelin’i orada evlendirdik. Kaç yılbaşını birlikte orada geçirdik. BJK “tayfasıyla”, Divan Başkanı Yalçın Karadeniz, Bülent Deriş, Baba Hayri’yle (Ülgen) orada buluştuk. Ne güzel günlerimiz geçti onun sayesinde. Ne akşamlar ne dost ortamları… Lise buluşmaları. kamptaki. 16-17 yaşındaymışız gibi. Yine kızlı erkekli. Gülay Özokur da dünya tatlısı, Bilal’in eşi olması bir yana, hayatımıza anlam ve değer kattı her zaman. Pelin, Ata da öyle.

Maçlar… İnönü Stadı… BJK maçları… Şeref Tribünü’nün, VIP’nin dili olsa da konuşsa…

Bilal, arkadaşlıkta cömert, meziyetli, sosyal, verici, sıcak sımsıcaktı. Hiç değişmedi.

Evet, İstanbul’da kavuşmuştuk ama nereden bilebilirdik ki yeniden farklı coğrafyalara savrulacağız… Ben İzmir’e geçmek zorunda kalınca İstanbul bir iki ayda birdi artık… “Hop” dedin mi buluşamıyorduk. Hele bir de covid belası sardı ki ortalığı 14 aydır İstanbul’a gitmeye çekiniyorum. En son covid öncesindeki yaz, yaklaşık iki yıl önce buluşmuştuk İstanbul’da. Liseden bizim Maviş (Hüseyin Sözüer) Riva’daki kır evinde ağırlamıştı bizi. Ne güzel bir gündü. Eski fakat eskimeyen arkadaşlarla… Cemil Cömert, Erol Yılmaz, Selahattin Çakar, Arif Kayaoğlu ve 15 kadar güzel bir arkadaş topluluğu. Oradaki fotoğraflara baktım uzun uzun bugün; o son fotoğraflara… Erol ve Nevzat’la yazıştık…Lise grubu ağlama duvarına döndü…

XXX

Ve İzmir… Bilal’in Harp Okulu’ndan devre arkadaşları var burada görüştüğümüz, arkadaş olduğumuz… TESUD Konak Şube’den İsmet Bakır, Cengiz Tatar ve başka arkadaşlar… Bugün onlardan biri daha, Bilal’’in devresi “adaş” Ayhan da covid olup hastaneye yatmış duydum ki. İnşallah sağ salim evine döner.

Gülay’la, Ata’yla, Pelin’le konuştum. Gülay da covid, inşallah çabucak atlatacak. Fena bir şey bu salgın. Bütün dostlarıma, okurlarıma sesleniyorum buradan; ne olur azami dikkat edin. Bakın, Bilal beş gün önce girdiği yoğun bakımdan çıkamadı bugün. Dün de başka bir lise arkadaşımız Kadriye’nin kız kardeşi çıkamadı. En ufak belirtide test yaptırın, akciğerlere tutulum olmadan, ağrılar başlamadan tedaviye en başından başlayın. Yoğun bakımdan çıkış zor, çok zor, belki de imkansız!..  

XXX

Sevgili Bilal, ayrılmak zordu, ölüm çok fena, çok daha zor… Tek tesellim, o çiçekli bahçede huzurla sonsuza baktığını hissetmek… Gülay, Pelin ve Ata bize emanet, hiç merak etme. Onları yalnız bırakırsak kalbimiz kurusun. Güle güle güzel insan, eşsiz arkadaşım.