İtinayla taş gediğine oturtulur

Dün İzmir Büyükşehir Meclisi’nde 2020 yılı faaliyet raporu görüşüldü ve sonuçta CHP ve İYİ Parti’den üyelerin oylarıyla “oy çokluğuyla” ibra edildi.

Nisan ayının 3. Birleşimi 16.00’da başlayıp 22.15’te noktalandı ve 6 saat 15 dakikalık bir maratona sahne oldu.

Meclis Başkan Vekili Mustafa Özuslu’nun yönettiği birleşimde parti gruplarının sözcüleri ve bireysel söz alan belediye meclis üyelerinden sonra kürsüye gelen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, itinayla taşı gediğine oturttu! Öylesine net bilgilerle ve değerlendirmelerle anlattı ki 2020 yılı faaliyetlerini, AK Parti ve MHP gruplarının adeta nutku tutuldu.

XXX

Alabildiğine soft, alabildiğine zarafet kokan, kendisine karşı gelen eleştirilere rağmen hiç de egzajere etmeyen bir havada konuşan Soyer, eleştirileri de bir bir çürüttü. Örneğin, AK Parti sözcüsü Hızal’ın “yatırım yok”, “bu maske maske değil” gibi gerçeklerden tamamen uzak eleştirilerine mahcup edecek yanıtları bile zarafet içinde vermeyi yeğledi. Onca afete, salgına ve krize rağmen belediye bütçesinin yüzde 43’ünün yatırımlara harcandığının altını çizdi. Benim de hep kullandığım metaforla, hakikaten de İzmir Büyükşehir Belediyesi afetlere, salgına karşın pek de matah olmadığım Amerikalıların hoşuma giden benzetmesiyle “hem yürüdü, hem çiklet çiğnedi”. Yani, bir yandan kriz belediyeciliğini örüp dayanışmayı sağlarken bir yandan da temel hizmetlerini ve yeni yatırımlarını aksatmadan sürdürdü. Narlıdere metrosu ilerledi ve ışık gözüktü.  Kentsel dönüşüm projelerinin biri bitiyor biri başlıyor. Şu anda altı noktada faaliyet var. Buca metrosunda başlangıca yaklaşıldı, süreç derinleşti. Çiğli tramvayında temel atıldı. İZFAŞ fuarcılık alanında çok iyi gidiyor ve “İzmir’in fuar şehri” vasfını güçlendirerek yaşatıyor. İki yaka arasında iki yeni çağdaş araba vapuruyla pik saatlerde ulaşım 15 dakikada, normal saatlerde 20 dakikada bire indi. Onca asfalt döküldü, Yağmur suyu-pis su ayrıştırma projesi çoktan başladı ve ilerliyor. Tarımdaki gelişmeleri, üreticiye desteği, kooperatifleşmeyi görmemek için göz bağı takmak gerek! Turizm, İzmir’i geleceği için çok önemli ve bu alandaki çalışmalar meyvesini verecek. Kemeraltı da ayağa kaldırılıyor.

Soyer, çalışmaları bir bir anlattı ve taşları bir bir gediğine oturttu. Hiçbir eleştiriyi es geçmedi. Konuşmasında sürekli olarak da “birlikte meclis olarak” vurgusu yaparak, eleştiri ve önerilerden yararlandıklarını ifade ederek, meclisin bir yerel parlamento olduğuna dikkat çekerek kucaklayıcı bir profil çizdi.

XXX

Dünkü maratonu izlerken “eleştiri yapmış olmak için eleştiri yapan” AK Parti sözcüsü Hızal’a da Başkan Soyer kadar kulak verdim. Hadi hepsini geçeyim ama maske konusunda söylediklerine ne kadar inanıyordu, çok merak ediyorum? Şahsım olarak kör tavuk olmuştum maske temini için, oraya yazdır buraya yazdır, salgının başlangıcından onca zaman sonra zar zor eczaneden hükümetin iki kez beşer maskesini alabilmiştim! Üç kişilik ailemizden sadece bendeniz o da! Neyse ki İzmir Büyükşehir imdada yetişmişti de sendromdan kurtulmuştuk. Yani, insaf kuzum, el insaf…

XXX

Dün oturum çıkışında Başkan Soyer’e de dediğim gibi, “bu hikayenin” küçük de olsa mütevazı bir parçası olmaktan, mutluyum, gururluyum. Çünkü güzel şeyler oluyor. Güzel bir hikaye yazılıyor. Ve Başkan Soyer’in çok güzel metaforuyla anlattığı gibi, tohum daha anca kök saldı, şimdi artık yukarıya doğru çıkıp yeryüzüne çıkma zamanı. Yapılanlar asıl Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılına doğru gözükecek. Güzel İzmir, iki üç yıl içinde inşallah salgın da bizi terk edecek ve çok daha güzelleşecek. İzmirli daha mutlu olacak. İzmir bir “dünya kenti” olacak.