Restoranları da Akın'ın Yeri'ni de özlemişiz...
Geçenlerde konserleri, sanatçıları, salonları özlediğimizi yazmıştım. Meğer restoranları da özlemişiz… Yolunu unutmuşuz. Pandemiden en çok etkilenen sektörlerden birisi de restoranlar oldu. Kapanma dönemlerinde ya kepenk indirdiler ya da varlıklarını erittiler ve borca gömüldüler.
Şimdi 21.00’deki kapanmaya karşın restoranlara gitmeye (Umarım 1 Temmuz’dan itibaren tam açılacaklar), bu sütunlarda da zaman zaman yazmaya, okurlara da hatırlatmaya çalışıyorum.
50 Yıllık Bir Hikaye
Bu kez “Akın’ın Yeri”nde sıra… “Huzur ve lezzetin buluştuğu yer” mottosuyla çok uzun yıllardır Urla’nın Özbek köyünde, Akkum’da hizmet veren bu sıra dışı balık restoranını çeyrek yüzyıldır bilirim. İşletmeciliğini Akın Kuşcan yapardı ve salaş bir balık lokantasıydı. Akın Ağabey hoş sohbet, kalender, çok tatlı bir insandı. Sonra oğulları Himmet ve Mehmet büyüdü ve girdi işin içine. Himmet, askerliğini Genelkurmay mutfağında yaptı. O sırada Genelkurmay tabldot heyet başkanı -bugünün ünlü gurme yazarı ve deniz ürünleri restoranlarının en önde gelenini, Trilye Restoran’ı işleten- Bnb. Süreyya Üzmez’di. Himmet, Süreyya Binbaşı ile Genelkurmay’da görgüsünü bilgisini geliştirdi. Vizyon kazandı.
Giderek Himmet, kardeşi Mehmet’le birlikte 70’lerin başında kurulan küçük ve salaş Akın’ın Yeri’ni geliştirdi ve İzmir’in ve hatta memleketin en has ve tanınmış balık restoranlarından birisi haline getirdi. Babaları Akın birkaç yıl önce rahmetli oldu ama gözü arkada kalmadı. Çünkü oğulları, eşleri ve çocukları ile birlikte Akın’ın Yeri’ni parlattılar.
Pandemideki kopukluğu geçenlerde giderdik. Ankara’dan İZDENİZ’in konuğu olarak İzmir Marina’ya, Nefes’e gelen Süreyya Üzmez ile ertesi gün Özbek’e, Akın’ın Yeri’ne geçtik. Himmet ve Mehmet’le buluştuk, hasret giderdik. Pandemide restoranı elden geçirip eksikleri gidermişler, tuvaletler yenilenmiş, mutfak, salonlar ve bahçeler gözden geçirilmiş… Bir de sürprizleri var; pandemide restoranın hemen karşı köşesindeki yeri çok güzel bir butik otel haline getirmişler. Akın Butik Otel’in 13 odası var. Hangi mimarın elinden çıkmış diye düşünürken meğer iki kardeşin her şeyi kendilerinin düşündüğünü öğrendim! Hakikaten mekanın hakkını fazlasıyla verip çok şık bir butik otele imza atmışlar. Bayıldım doğrusu…
Öğleden önce mezat saatinde oradaydık; Süreyya ve Mehmet’le mezatı izledik. Mehmet, dükkana balık aldı. Biz mest olduk! Cam gibi sabah yeni çıkmış taze balıklar karşımızdaydı ve neredeyse her şey vardı. Hepsi de Akkum sahilinde, koyda çıkan dil, kofana, çipura, tekir, mırmır, lidaki nefisti. Her keseye göre balık vardı.
Akın’ın Yeri’nin Sırrı
Urla ve Özbek denilince akla ilk gelen mekan olan Akın’ın Yeri’nin sırrı; yarım yüzyılı bulan deneyimin yanında samimiyetinde, Ege’ye özgü mezelerinin lezzetinde, taze ve güvenilir balık ve deniz ürünlerini denizden sofraya getirmesinde… Mehmet ve Himmet işinde çok titiz. Eşleri de aynı titizlikle onlara ayak uyduruyor. Bir “aile işletmesi” olmaları restoranın kimliğini oluşturmasında kuşkusuz rol oynuyor. Personel de bu güzel aile işletmesine ailenin bir parçası gibi katkıda bulunuyor. Böylece ortaya mutfağıyla, servisiyle, ambiyansıyla şahane bir restoran çıkıyor.
Akın’ın Yeri’ndeki mezeleri birbirinden ayırmaya kıyamam, hepsi lezzetli, hepsi taze ve has. Her gidişte farklı mezeleri tatmakta yarar var. Ama Ege’yi yansıttıklarının altını çizmeliyim. Balık çeşidi çok, diğer deniz ürünlerini de kabuklusundan kalamarına, ahtapotundan havyarına bulabilirsiniz.
Özbek’te, Akkum sahilindeki bu güzide mekanın müdavimleri çok. Onların arasında iş, siyaset, sanat, futbol, magazin dünyasının tanınmış isimleri de var. Ancak Akın’ın Yeri’nde ilk kez gelen konuk da ünlü bir müdavim de aynı ilgiyi görür. Yalnız benden söylemesi, pandemiden tam açılmayla birlikte rezervasyonsuz gitmeyin, geri dönebilirsiniz çünkü. Ayrılırken ise midenizin bayram edeceğinden ve huzur yükleneceğinizden eminim.
XXX
Akın’ın Yeri’ne gittiğimiz gün Himmet bizi Karaburun-Saip’e götürdü. Gazi Bey’in konuğu olduk. Daha sonra Himmet’in de aramıza olmadığına üzülerek, Gazi Bey’in konuğu olarak Yeni Liman’a, Lipsos-Ata’nın Yeri’ne geçtik. Kimbilir, bir gün belki oraya da yolumuz bir daha düşer ve bu özel mekanı, restoran-plaj-karavan moteli yazarız.
