folkart, orion,
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Biden’ın ‘Soykırım’ Açıklamasının 6 Maddede Nedeni, Nasılı?

Biden’ın ‘Soykırım’ Açıklamasının 6 Maddede Nedeni, Nasılı?

ABD Başkanı Biden’ın tam da takvimimizdeki büyük ulusal bayramlarımızdan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’ndaki 24 Nisan açıklaması aslında Türkiye’nin akıllı bir diplomasi stratejisiyle pekala bumerang da olabilir. Buna geleceğim…Ancak önce Biden’ın yarı buçuk ‘soykırım’ diyen Reagan’dan 40 yıl sonra neden ‘soykırım’ dediğine ve nasıl diyebildiğine bir bakmak gerekiyor.

AÇIKLAMADA ANA FİKİR ‘SOYKIRIM’ GERİSİ DOLGU MALZEMESİ

Önce bir saptama yapayım: Biden’ın açıklamasındaki ana fikir ‘soykırım’. Bu ana fikir dışındaki cümleler tamamen ‘lakırdı’, dolgu malzemesi…

1) Biden’ın ‘soykırım’ demesinin nedeni salt seçim öncesinde verdiği sözle açıklanamaz. Başka başkanlar da seçim öncesi söz verir gibi yapsa da sözünde durmadı (Kuşkusuz ‘soykırım’ çıkışının iç politika ayağı var ama tek başına etkili olamaz). Daha doğrusu duramadı, çünkü karşısındaki Türkiye’nin eli bugünkü kadar zayıf değildi. Dış ilişkilerde “güç” esastır. Ekonominiz, maliyeniz, askeriyeniz, diplomasiniz güçlüyse; iç cepheniz sağlamsa size karşı her isteyen istediğini, aklından geçirdiğini yapamaz. Dış politika ve uluslararası ilişkiler hocam rahmetli Prof. Haluk Ülman’dan öğrendik; “Hasan değil, basan alır!”. Yani zayıf düşerseniz, güçlü olan sizin üzerinizde gücünü kullanarak tepinmeye kalkar ve ödün koparmaya çalışır. AK Parti-Erdoğan Türkiyesi’nin haline bakar mısınız? Yunan Dışişleri Bakanı ziyaret ettiği Türkiye’ye kabalık yapabiliyor, Yunanistan silahlandırılmaması şartıyla kendisine terk edilen adalarda ve hatta sahiplik adı konmamış, istikşafi görüşme konusu olan adalara el koyarak askeri karakollar kurabiliyor! Akabinde de Biden çıkıp ‘soykırım’ diyebiliyor! Bunlar hep dış politikamızın sefaletinin göstergeleri… Türkiye’nin elini her anlamda zayıflatan, tehlikeli bir yalnızlığa iteleyen iktidarın yol açtığı ulusal onuru incitici sonuçlar. Bu listeyi daha da uzatabiliriz.

ERMENİ DİYASPORASINI DENGELEYEN O FAKTÖRDÜ

2) Biden, ‘soykırım’ dedi, çünkü ABD’deki Ermeni diyasporasını dengeleyen faktörler vardı dün, bugün yok… Nasıl mı? Şöyle: ABD’de geleneksel olarak Ermeni ve Rum lobileri Türkiye karşıtıdır. Yahudi lobisi ise dün Türkiye ile hareket ederek diğer iki lobiyi dengeliyordu. Bu denge Kongre’nin her iki kanadına da yansıyor ve cari başkanı da etkiliyordu. Ancak Erdoğan’ın İsrail’in yanlışlarına karşı diplomatik ve sürece yayılan bir yaklaşımı tercih etmek yerine İsrail’e “One Minute” çıkışı, masayı devirmesi bir çuval inciri berbat etti! O gün bugün her iki ülkede karşılıklı büyükelçi yok. ABD’deki Yahudi lobisi de Ermeni ve Rum lobilerini Türkiye lehine dengelemekten uzaklaştı. Dış politika şöyle bir şey; bir adım atmadan önce bütün koordinatlara bakacaksınız ve falso vermeyeceksiniz. Attığınız taş kurbağaya da değecek. Şimdi İsrail, Araplarla bizden daha iyi görüşüyor! Yakında Golan sorununu müzakereyle çözüp Suriye ile de bizden daha önce dost olurlarsa şaşmam bu gidişle doğrusu!

3) Türkiye’nin laik bir yaklaşımla ve Atatürk’ün “Yurtta barış Dünyada Barış” yaklaşımıyla sürdürdüğü dış politika çizgisi, elimizi güçlendiriyor, manevra yeteneğimizi zenginleştiriyordu. Bu sayede Türkiye’nin savunma derinliği artıyor, karşılıklı çıkarlara dayalı iyi ilişkiler gelişiyordu. Şu iki örnek, Türkiye’nin bölgesindeki gücünü, inanırlığını, güvenilirliğini gösteriyordu: Türkiye, birbiriyle çatışan Arap Alevisi unsurun egemen olduğu Suriye ve Yahudi İsrail arasında arabulucuydu. Aynı şekilde Türkiye, Şii İran ve Sünni Irak yönetimi arasındaki savaşta da iki devletin de isteğiyle iki devlet nezdinde ikisiyle de diyalog yürütüp arabuluculuk yapabilmişti. Özetle Türkiye, dün laik bir çizgide hareket edip herkesle diyalog kurabilirken bugün garip ve anlaşılmaz bir şekilde ulusal çıkarlarımızı zedelediğini, elimizi zayıflattığını göre göre “ihvan kardeşliği” çizgisini esas almış gözüküyor. O zaman nasıl örneğin, Mısır’la mesafe alacaksın?

ABD NEZDİNDE TÜRKİYE’NİN ÖNEMİ AZALDI

4) ABD nezdinde Türkiye’nin önemi oldukça azaldı. İki devlet de NATO üyesi olsa da soğuk savaşın sona ermesinden sonra ABD’nin Türkiye’ye olan ihtiyacı oldukça azaldı. Soğuk savaş döneminde Türkiye, ABD için Sovyetler’e karşı bir ileri karakoldu. Artık ne Sovyet bloku var ne de o eski ABD-Sovyet kutuplaşmasına bağlı ilişkiler… Ancak bu noktada şunu da unutmamalı: ABD, bölgedeki hegemonyası için Türkiye’yi istemiyor değil, ister… Fakat kontrolündeki, hizadan çıkmayan bir Türkiye olsun ister. Yok S-400 almak (kendisi Patriot vermese de), Rusya ile dikkati çekecek derecede aldı verdiye girmek, çok yönlü dış politika ‘nağmeleri’ olmamalı!.. Trump, ne demişti üst düzey görüşmenin basın toplantısında mealen; “Biz birlikte Kore’de savaştık…”. Tercümesi şu: Bana ucuz asker ol! Emrime gir! Yoksa 1920’ye döneriz!

5) Tabii Ermenistan’ın Azerbaycan’daki 30 yıllık haksız işgalinin geçen sonbaharda kırılması, Türkiye’nin Rusya ile birlikte bu süreçte oynadığı ABD’nin hoşuna gitmeyen rolün de Biden’ın çıkışında etkisinin olmadığı söylenemez. Ki, 2015’te, yani 1915’teki tehcirin yüzüncü yılında Ermeni diyasporasının onca istemesine karşın Obama ‘soykırım’ diyememişti.

6) ABD’nin büyütüp besleyip Türkiye ve Müslüman coğrafyaya rahatça girebilmesi ve yönetimleri lehine ele geçirebilmesi için organize ettiği FETÖ’nün askeriyeyi, adliyeyi, emniyeti ele geçirerek efendisi lehine Türkiye’deki kalkışması başarısız olsa da ABD-FETÖ beraberliği sürüyor ve FETÖ de Türkiye’ye bir ‘gol’ atmak istemiştir!

BOŞUNA TARİH ANLATIYORSUNUZ ADAMA, ONUN ÇIKIŞI SİYASİ

Bu listeyi daha da uzatabiliriz ama temel noktalar bunlar diye düşünüyorum… Cumhurbaşkanı Erdoğan ise tarihimize leke sürmeye kalkan Biden’a karşı o kadar alttan aldı ki, inanılmaz! Neydi o sayınlar? Bizim eve gelmiştinizler? Daha neler neler… Ancak bu kadar düşük tonda bir ‘tepki’ olabilirdi o kadar yüksek perdeden bir çıkışa karşı! Neymiş? ABD yanlıştan dönmeliymiş… Başka? Hazirandaki görüşmede bu konuları değerlendireceklermiş… Ört ki ölem…

Erdoğan, tarih anlatıyor. Karşındaki tarihten bahsetmiyor ki! Siyasi bir tavra karşı tarih sökmez ki. Siz de siyaset üreteceksiniz. Bunun için önce elinizi güçlendirmeniz gerekiyor. Hazirandaki NATO zirvesinde Biden size 40 dakika mı ayıracak, 20 dakika mı? Neyi konuşup neyi çözeceksiniz o sürede? Aylarca telefon beklediniz, o telefon ağır bir saldırı şeklinde geldi aylar sonra! Ki, sağır sultan bile duymuş meğer Biden’ın 24 Nisan’da ne diyeceğini.

İşte böyle Sayın Cumhurbaşkanı… Bu kadar alttan almak hiç yakışmadı.

Yazı çok uzamasın, “ABD Başkanı Biden ‘soykırım’ açıklamasını geri çeker mi, bunu talep etmek doğru mu? Türkiye NATO’dan çıkma, İncirlik’i kapatma vb. opsiyonunu masaya yatırmalı mı? Verilecek tepkiler ne olmalı? Biden’ın yüksek perdeden çıkışı bumerang olabilir mi?” sorularına da bir dahaki yazıda yanıt arayacağım.