folkart, orion,

Issızlaşma Tehlikesinin Farkında mısınız?

Cumhurbaşkanı Erdoğan tamamen daha önce de Odatv'deki bir analizimde değindiğim gibi illüzyona dayalı bir ‘kanalistanbul’ etiketli siyasi iletişim çalışması yapıyor. “Daha uzun süre buradayım, bir yere gitmiyorum” demek istiyor!

Oysa bütün kamuoyu araştırmaları gitmekte olduğunu gösteriyor! O yüzden de küçük ortağıyla birlikte toplumsal barışı dinamitleme pahasına “Ne yapıp edip HDP seçmenini sandığı boykota nasıl götürürüm” diye mayınlı bir alanda dolaşıyor.

“İKİ ŞEHİR”

Diyelim ki mesele yukarıdaki gibi değil, yani kanalistanbul bir “siyasi illüzyon” değil… Bu projenin sadece bir boyutu bile nasıl bir ulusal sorunla karşı karşıya olduğumuzu ortaya koyacak cinsten. O da şu: “İki şehir”.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 500 bin nüfusu kapsayacak iki şehirden söz etti mutasavver kanalın etrafında… İstanbul 16 milyonluk nüfusu ve her gün en az bir milyonluk transit hareketiyle çok hormonlu büyüyen ve şişen bir kent zaten. Bahsedilen 500 bini siz en az 1-1,5 milyon olarak düşünün. 500 binle kalmaz! Üstüne bir de normal artış hızı var kent nüfusunun. Bu da ne demektir hiç düşündü mü acaba Cumhurbaşkanı Erdoğan?

BÖLGELERARASI DENGESİZLİK DERİNLEŞİR

Bakıp da görebilenler için, Türkiye’nin ciddi bir bölgelerarası dengesizlik ve ıssızlaşma sorunu var. Türkiye’nin nüfusunun dörtte birinden fazlası İstanbul ve hinterlandında, Marmara denizi çevresinde; İstanbul, İzmit, Yalova, Bursa, Tekirdağ’da toplanmış durumda. Marmara Bölgesi olarak düşünürsek neredeyse üçte biri… Geri kalan üçte biri de Ege ve Akdeniz ile Eskişehir ve Ankara’da. Memleketin geri kalan nüfusu ise geri kalan bölge ve illerde… Türkiye’de Bayburt, Gümüşhane, Ardahan, Kars, Iğdır, Erzincan, Çankırı, Tokat gibi il merkezlerini toplasan nüfusu 250 bin eder ya da etmez! Siz kanalistanbul yapmaya kalkıp etrafında iki de şehir kurmaya kalkarsanız Gümüşhane’nin nüfusu 13 binden 6-7 bine, Erzincan’ın nüfusu 80 binden 40 bine,  Ardahan, Kars gibi kentlerin nüfusu 20 binlerin altına düşer! Bu kafayla Gümüşhane’de sadece mezarlıklar kalır! Anadolu’daki bir çok kasaba, köy gibi bazı küçük kentler de “yazlık” haline gelir. Anadolu’da pekçok ilçe merkezinin nüfusu 2 binin altına düştüğü halde belediyeliği düşmesin diye nüfusu şişiriliyor. Binlerce köy ıssızlaşmış durumda; hayvan yok, tarım alanları ekilip biçilmiyor; metropollerdeki yoksullar ya da emekliler köylerini yazlık olarak kullanıyorlar. Küçülen pek çok kasaba çevresinde de tarım ve hayvancılık ya bitmiş durumda ya da sembolik düzeyde.

Hükümetlerin bir görevi de memleketin kimi noktalarının ıssızlaşmasına karşı önlemler almaktır. Bunun yolu da bölgelerarası dengesizliğe set çekmektir. Türkiye’deki kimi lokasyonlardaki ıssızlaşma AK Parti döneminde başlamamakla beraber 19 yıllık iktidarlarında had safhaya çıktı. Tarım ve hayvancılık, ziraat bu yüzden geriliyor. İstanbul ve çevresi bu yüzden bu kadar hormonlu şişti. Türkiye ile yakın bir nüfusa sahip olan Almanya ve İngiltere’ye bakın, Almanya’nın en büyük kenti Berlin’in nüfusu İstanbul’un beşte biri kadardır! Ankara, İzmir bile Berlin’den büyüktür. Berlin kadar bizim iki üç kentimiz var. Ama buna karşılık Almanya’nın geneline yayılan 500 bin ila 1 milyon arasında çok sayıda kent var. Oysa bizde 20 binin altında il merkezi kentler de var memleketin beşte birini oluşturan İstanbul da! İngiltere’de de Londra, İstanbul’dan yüzde 50 küçük fakat 500 bin-1 milyon arasına dağılan nüfuslu kentleri çok.

Peki bu saatten sonra memleketimizdeki bölgelerarası dengesizlik sorunu nasıl çözülür? Bu hiç kolay değil. Ancak aşamalı bir stratejiyle kısa, orta ve uzun vadeli bir planla mesafe almak mümkün. Bu da başka bir yazı konusu. Fakat şu kadarını not edeyim; bu sorunun çözümü için düğmeye basılmazsa (önce kanalistanbul ve ik şehirden vazgeçmek şart- Marmara etrafındaki hormonlu büyüme ve nüfus artışı Marmara’yı önümüzdeki 10-20 yılda müsilaj ne ki, beş beter bir hale getirir! İstanbul ise iyice kaotik bir kent olur! Bunu anlamak, görmek için bilim insanı olmaya hiç gerek yok!